var olmak adına başkası olmak

Var olmaya çalışıyoruz hepimiz bu hayatta.yalan yanlış,eğri doğru önemli değil var olmaya çalışıyoruz işte.!!!kulaklarımızı tıkayarak kimi zaman,kimi zaman çığlıklar atarak kalbimizden,
ağlayarak,bağırarak…. ama çoğu zamanda başkalarını oynamak zorunda olarak…Platona göre ruh üç kısımdır. idealara yönelmiş olan gücü akıllı kısmı yani logistikon ve iki tanede ruhsal kısımdan oluşur ruh.üç kısımlı parçalar bütünüdür ruhumuz. Ruhumuzun bir bölümü bizi akla uyarak soylu ve güçlü eyleme,diğer bölümü ise akla karşı durarak maddi,dugusal isteklere götürür. Burada değişir,gelişir her şey belkide,burada kopar olaylar ve asıl önemlisi bu raddede gireriz başkalarının vücutlarına,başkalarının hayatlarını yaşamak adına,başkaları gibi nefes almak için…kaçımız hiç süphesiz,hiç kaçamaksız kendimiziz bu hayatta? Kaçımız benliğini sonuna kadar kabul ediyor?kaçımız yanında kimsenin desteği yokken duruyor hayat karşısında teredütsüzce,başkalarının söylediklerine kulak asmadan,korkusuzca? Kaçımızdan öte benliğimizdeki bir problem olmalı bu.kaçımız değil yani benle sormalı bu sorular ve daha fazlası.Başkaları tarafından sorulan soruların cevapları,beynimizin sorduklarının cevapları,kalbimizin sorduklarını cevaplayamadıklarının karşısında başkası oluyoruz. Güçsüz ve umutsuz bir kedi, güçlü bir aslanın vücuduna bürünüyor.dengesizliklerinden,paradokslarından,gözyaşlarından,gülücüklerinden sıyrılıyor,hemde saniyesinde ve tereddütsüzce bunun doğru olduğuna yürekten inanarak giriyor başka vücutlara.ve sonrada oyun kaldığı yerden devam ediyor..sahne aynı,dekor aynı,oyuncular aynı olsada başrol oyuncusunun repliği değişiyor.her yeni durumda kendi varlığını var kılabilmek adına,başkalarını oynamak zorunda kalıyor başrol. Belli tabuların içinde kaybolup gideceğine sessizce,başkaları ile var oluyor.Varlığımızı var kılmaya çalışırken yok oluyoruz başka bedenlerde.kayıp varlıkların var olduğu bedenleriz.Varlığımıza inanmak adına yaptıklarımız başka benler yapmakta.kanıtlama kaygısının sonucunda dünyada var olmaya çalışan,varlığı varsaydırmak adına,başka varlıklara bürünen,varlıklar çoğunluğu oluyoruz,aslında hiç biri gerçekten var olmayan

beste özer

Published in: on Eylül 21, 2010 at 1:16 pm  Yorum Yapın  

öylesine

öylesine yazmak…
sonucunu düşünmeden yaşamak

planlamak bazı şeyleri ,

ama aslında planlayamamak

kontrol altında tutmaya çalışmak,

aslında ama tamamen kontrol dışında bırakmak anlamlandıramamak

anlayamamak

anlar zannederken karmaşık olmak

mutlu olduğunu hissetmek,

ama aslında mutsuz olduğunun düşüncesini beyninden ıkaramamak

korkmak kaçmak kendini çok anlarken,anlamamak…

gülmek,

kahkahalarla gülmek dolup taşmak konuşamamaktan bilememek ,

en önemlisi de gidememek yanlış olduğunu bile bile bir hayaliye kapılmak bir hayaliye inanmak

bir hayaliyi beklemek hayallerle yaşarken,

hayal kurmaktan korkmak

bırakılan yıkıntıları yeni fark etmek…

yaşamak kısacası,

nefes alıp vermenin ötesinde yaşamak…

beste özer

Published in: on Eylül 21, 2010 at 1:13 pm  Yorum Yapın  

AYNI

bambaşka bakıyordun artık

o kadar tanıdık ki o kurduğun cümleler
korktum
tanıdığım
çok zarar gördüğüm
eskittiğim O insan konuşuyordu sanki karşımda,
o bakıyordu seni gözünden bana…
aynı güvensizliği gördüm,
aynı kaçışları,
aynı sözleri duydum
ne ben aynı benim ne de sen O olabilirsin…!!!
o kadar sevemem ki seni…
ne kaybolmaya niyetliyim ne de üzülmeye….
eskileri yenilerde yaşamaya da niyetim yok
dedim ya
ne ben benim artık
ne de sen …

BESTE ÖZER

Published in: on Eylül 21, 2010 at 1:09 pm  Yorum Yapın  

dünya sahnem

yazdıklarımızı yaşarız kimi zaman

söyleyemeyeceklerimizi söyler

yapamayacaklarımızı yaparız

dünyam kocaman bir sahne
yönetmeni ben (miyim?)
oyuncuları seçiyorum teker teker
beynimde kurduğum karakterlerle teker teker özdeştirme çabasına giriyorum
doğru olmuyor çoğu zaman
büyük,küçük insan toplulukları yaşıyor beynimde,dünya sahnemde
yalancıyı dürüst,dürüstü yalancı yapan…
olmayacakları oldurmaya çalışan…

BESTE ÖZER

Published in: on Eylül 21, 2010 at 1:07 pm  Yorum Yapın  

ücra

kısa hayatımın en ücra köşesinde buldum seni.
yanımda durmana rağmen yıllar sonra anılarımın içinde karşılaştım gerçek senle.
yanımda olmana rağmen,yakınımda olmana rağmen,ikimizinde çırpınmasına göre olmadı..
ne sendin hata,ne de ben


beste özer

Published in: on Eylül 21, 2010 at 1:05 pm  Yorum Yapın  

faşist

zaman gidene aşık olunur,kalana değil.
yaşadıklarınıza bakın.
ne zaman sevdiniz ki sizi sizden çok seveni.
acı çektirenler cazipler aşkta.
kaçanlar…
Faşisttir…!

beste özer

Published in: on Eylül 21, 2010 at 1:01 pm  Yorum Yapın  

sığınağım

Şştt sığınağım sana geldim
Sessiz ol,şşt…

Duyulmasın bilinmesin karmaşalarım,yaşadıklarım

Konuşulunmasın

Sessiz ol,sesinin her yükselişi canımı yakacak çünkü

Şşşttt…Her zamankinden kırılmış geldim sana

onu bile affettim geldim

bir sürü hata yaparak geldim

Yorgun ve bitkin….

Kendimi yüzyıllık bir çınar gibi hissediyorum

Yüzyıllık koca çınarın yorgunluğu var kalbimde

Beynimde ise  korkunç bir pişmanlık duygusu

Beynimin almadığı milyonlarca anlamsızlık var şimdi

sadece düşüncelerimde

ilk keşkemi haykırarak kendime sana geldim

gözümü karartıp yaptığım  hatalarımın sonucu sendeyim yinekapındayım

duyuyor musun beni?

O zaman tut elimi

Sığınağım niye bakmıyorsun suratıma ben geldim işte..

Bu sefer tamamen geldim..

Bitti!

Üç noktalarımı,ünlemlerimi,soru işaretlerimi getirmedim yanımda

Kocaman bir nokta koydum sadece

Kocaman

Sen bırakmazsın beni kırmazsında

Hiç üzmedin sen beni

Hiç parçalamadın

Bana yalan söylemedin hiç

Sana inanmaya zorlamadım kendimi bir kere bile

Gözlerine bakıp yalvarmadım

hadi ne olur bir şey söyle de inanayım sana diye

Sana inanmaya zorluyorum diye

acı çekerken bulmadım kendimi bir saniye bile

Senin yanında gurur kelimesi hiç geçmedi aklımdan

Gurur nedir bilmedim

Sığınağım yüzünü dön bana sana geldim

Yüzünü dön ki hatırlıyım hayallerimi

Kaybettiğim yerden çıkarmaya geldim kendimi.

Beynimi  kafatasımdan çıkaracağım şimdi

Yavaşça senin o kocaman ellerine teslim edeceğim

Beynim yok diye hücrelerim düşünmeye başlarsa eğer

onları söküp atacağım

Sığınağım sana geldim

hadi gidelim tut elimden…

Ama sakın bırakma sıkıca tutsıkıca….

bırakırsan ellerimi ona doğru gitmekten korkuyor bedenim

sığınağım sana geldim kendi bencilliğimle

vücüdumu saran bu korkunç duygudan arınmak için

benim yeniden  ben olmamı sağla diye

çalıyorum kapını sessizce

aynaya gördüğüm bu suratı tanımıyorum artık,

şştt.. bu son söylediğimi sakın söyleme kimseye

çünkü ben daha söyleyemedim ki kendime…

sana geldim işte yeniden kaybettiğm ben olmak adına….

Geldim.

BESTE ÖZER

Published in: on Eylül 21, 2010 at 12:58 pm  Yorum Yapın  

Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Published in: on Eylül 21, 2010 at 12:44 pm  Comments (1)